SUCHE
Unabhängige Nachrichten, Berichte & Meinungen
Druckversion
Globales
Türkiye iktidardaki muhalefet!
„KONUŞAMIYORUM!“
Filiz Çakmak

R. Tayyip Erdoğan – T. C. Başbakanı | NRhZ-arşiv
Bu ülkede kendini, AK Parti hükümetinin muhalifi sananlar ki, içlerinde bugün Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmaktan cezaevinde tutuklu bulunanlar da var, acaba Başbakanın bu cümlelerinden sonra halen kendilerini muhalif sanıyorlar mı? Muhalif olduklarına kendilerini nasıl ikna ediyorlar? Ya da Başbakan da konuşamıyormuş, demek ki o da bizden, diye düşünüyorlar mı? Bugüne kadar hiçbir başbakan konuşamadığını itiraf etmemişti. R. Tayyip Erdoğan etti ve kimse de kimlerden, neden korktuğunu sormadı. Yani sessiz bir kabul var, ülkemizde iktidarın kimlerin elinde olduğuna dair. Ben bundan bu sonucu çıkarıyorum çünkü, Başbakanın söyledikleri muhalifi muhalifliğinden utandıracak kadar, iktidarda kimlerin olduğunu kanıtlayan sözler.

Deniz Baykal - CHP-Genel Başkanı
menşe: wikipedia
Hükümetin demokratik açılım demesine rağmen, birilerinin ısrarla, kürt açılımı deyip, sağdan sola kadar değişik nedenlerle karşı çıkanların elindedir iktidar. Ermenistan ve Kıbrıs sorunlarının çözümü için atılan her adıma karşı çıkanların elindedir iktidar. İşte bu iktidar her zaman olduğu gibi çok rahat, Başbakandan bile rahat. Yolda yürürken sesleri kulağınıza çarpar, bu kadar çok konuşup, çok yazıyorlar. Başbakan haliyle konuşamıyor, çünkü bu ülkede muhalifler konuşturulmazlar.
Değişik günlerden geçiyoruz. Taraf gazetesinde Ahmet Altan’ nın yazdığı gibi, AK Parti muhalif olduğu için, yüzde elliye yakın oy aldı. Aynı konuyla ilgili Murat Belge de, Radikal Gazetesinde, geçmişten bu güne kadar hükümet kuranların daima özellikle orduya muhalif olanlar olduğunu yazmıştı. Bu günleri değişik yapan bu değil. Kendilerini muhalif olarak adlandıranların hiçbir mantığa sığmadığı gibi, insanı cahilleştiren düşünce ve eylemleri. Solcuların yükselen milliyetçilik karşısında AK Parti gitsin de nasıl giderse gitsin anlayışıyla zaman zaman sağcılardan daha sağcı olmaları.
Ben onları kendimce adlandırışımı bir kenara bırakıp ( iktidar- muhalefet ) kendilerini adlandırış biçimiyle devam edeceğim yazıma. Muhaliflerle tartışırken söze şöyle başlıyorum; ben AK Partiden yana değilim. Sizin yürüttüğünüz muhalefete karşıyım. Bunu söyleyince biraz daha sakin tartışabiliyoruz. Söyledikleri şeyler hep aynı ve benim tartıştıklarım kendilerine solcu diyenler.
Kürt sorunu çözülmeliymiş ama, emperyalizim istediği için değil. Kulağa ne kadar cahilce geliyor değil mi? O zaman bankalar yasasını düzeltin, bankalarınızı hortumlatmayın diyen emperyalizme de karşı çıkmak gerekmiyor muydu? Ya da insan hakları konusunda bize sürekli kırık not veren emperyalistlere de aynı şekilde… Üstelik bugün Türkiye’nin en sağdaki partisi MHP de anti emperyalist. Ve geniş bir solcu kesimini aynı nedenle, aynı sözü söylemek hiç rahatsız etmiyor.
İşte bu yelpazesi çok geniş muhalefet, Ergenekon Terör Örgütü davasına da karşı. Zaten, terör, sözcüğünü yakında çıkaracaklar yani öyle görünüyor. Herhalde içlerine su serpilir. Solcuların karşı çıkış nedenleri içinde, emperyalizmin istemesi dışında, bir tanesi var ki, anlamak gerçekten mümkün değil. Böyle bir operasyonu ancak solcular yapabilirmiş. Sol yapmadığına göre, mutlaka şüphe duymak gerekirmiş. Şüphe duymak hatta sonuna kadar götüremeyecekler diye, kaygı duymak da mümkün ama solcular yapmadığı için değil. En azından benim böyle bir karşı çıkış nedenim yok. Yani solcular iktidara gelene kadar derin devletimiz yerinde durmalı mıydı? Bu kadar boş ve tehlikeli konuşmalar karşısında benim kanım donuyor doğrusu.
Peki bu muhalefet ne istiyor?
1- Kürt sorunu çözülmesin. Nasıl olsa bizim yirmi yaşında askere gidecek çok gencimiz var. Zaten hiçbirinin profösör olma ihtimalleri yok. Hiç olmazsa şehit oluyorlar. Kürtleri öldürmek, hiç mesele değil.
2- Ermeniler bizden özür dilesin. Ne de olsa bizi, tehcir yasası uygulayıp bir de üstüne düştükleri yollarda telef etmek zorunda kendileri bıraktı.
3- Kıbrıs maselesine gelince, ona neden karşılar ben de bilmiyorum.
4- Ergenekoncular, birkaç tanesi hariç salıverilsinler. Solcu, Kürt ve İNSAN öldürmeye devam etsinler.
5- Bütün kadınlar başlarını açsınlar. Bu mesele diğerleri kadar önemli. Solcular için de çok önemli, üstelik oynı sol İran devrimine destek vermişti, ben öyle okudum.
Biliyorum pekçok solcu yukarıdaki beş maddeye şiddetle karşı çıkacak. Hayır, diyecekler istediğimiz bunlar değil ama, kurdukları uzun ve karmaşık ve komplo teorileriyle süslü cümleleri sonucu değiştirmeyecek. Gerçekten insanların öldürülmesini istemediklerine inanıyorum ama bu bir işe yaramıyor. Sonuçta insanlar öldürülecekler, giden geri getirilmez ki. Ben sizin samimiyetinize inandım diyelim, peki siz gidenin geri gelmeyeceğini bilmiyor musunuz?
Sağcıların sırf sağcı oldukları için, evet, dediklerine siz sırf AK Partiye, ki diger hükümetlerden daha kötü asla değil, karşı olmak için vicdanlarınızı öne eğip, bütün bu ölümlere ve problemlerle boğuşan, az demokrasi çok problemli bir Türkiye’ ye evet diyorsanız, neden sakin olamıyorsunuz? Neden bir türlü derdini anlatamayan insanlar gibi, kıvranarak ve sinirli tartışıyorsunuz?
Bu sorunun cevabı uzun ve derin. Gene de başka bir yazıda cevap vermeye çalışacağım. (PK)
Online-Flyer Nr. 218 vom 07.10.2009
Druckversion
Globales
Türkiye iktidardaki muhalefet!
„KONUŞAMIYORUM!“
Filiz Çakmak

R. Tayyip Erdoğan – T. C. Başbakanı | NRhZ-arşiv
Bu ülkede kendini, AK Parti hükümetinin muhalifi sananlar ki, içlerinde bugün Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmaktan cezaevinde tutuklu bulunanlar da var, acaba Başbakanın bu cümlelerinden sonra halen kendilerini muhalif sanıyorlar mı? Muhalif olduklarına kendilerini nasıl ikna ediyorlar? Ya da Başbakan da konuşamıyormuş, demek ki o da bizden, diye düşünüyorlar mı? Bugüne kadar hiçbir başbakan konuşamadığını itiraf etmemişti. R. Tayyip Erdoğan etti ve kimse de kimlerden, neden korktuğunu sormadı. Yani sessiz bir kabul var, ülkemizde iktidarın kimlerin elinde olduğuna dair. Ben bundan bu sonucu çıkarıyorum çünkü, Başbakanın söyledikleri muhalifi muhalifliğinden utandıracak kadar, iktidarda kimlerin olduğunu kanıtlayan sözler.

Deniz Baykal - CHP-Genel Başkanı
menşe: wikipedia
Değişik günlerden geçiyoruz. Taraf gazetesinde Ahmet Altan’ nın yazdığı gibi, AK Parti muhalif olduğu için, yüzde elliye yakın oy aldı. Aynı konuyla ilgili Murat Belge de, Radikal Gazetesinde, geçmişten bu güne kadar hükümet kuranların daima özellikle orduya muhalif olanlar olduğunu yazmıştı. Bu günleri değişik yapan bu değil. Kendilerini muhalif olarak adlandıranların hiçbir mantığa sığmadığı gibi, insanı cahilleştiren düşünce ve eylemleri. Solcuların yükselen milliyetçilik karşısında AK Parti gitsin de nasıl giderse gitsin anlayışıyla zaman zaman sağcılardan daha sağcı olmaları.
Ben onları kendimce adlandırışımı bir kenara bırakıp ( iktidar- muhalefet ) kendilerini adlandırış biçimiyle devam edeceğim yazıma. Muhaliflerle tartışırken söze şöyle başlıyorum; ben AK Partiden yana değilim. Sizin yürüttüğünüz muhalefete karşıyım. Bunu söyleyince biraz daha sakin tartışabiliyoruz. Söyledikleri şeyler hep aynı ve benim tartıştıklarım kendilerine solcu diyenler.
Kürt sorunu çözülmeliymiş ama, emperyalizim istediği için değil. Kulağa ne kadar cahilce geliyor değil mi? O zaman bankalar yasasını düzeltin, bankalarınızı hortumlatmayın diyen emperyalizme de karşı çıkmak gerekmiyor muydu? Ya da insan hakları konusunda bize sürekli kırık not veren emperyalistlere de aynı şekilde… Üstelik bugün Türkiye’nin en sağdaki partisi MHP de anti emperyalist. Ve geniş bir solcu kesimini aynı nedenle, aynı sözü söylemek hiç rahatsız etmiyor.
İşte bu yelpazesi çok geniş muhalefet, Ergenekon Terör Örgütü davasına da karşı. Zaten, terör, sözcüğünü yakında çıkaracaklar yani öyle görünüyor. Herhalde içlerine su serpilir. Solcuların karşı çıkış nedenleri içinde, emperyalizmin istemesi dışında, bir tanesi var ki, anlamak gerçekten mümkün değil. Böyle bir operasyonu ancak solcular yapabilirmiş. Sol yapmadığına göre, mutlaka şüphe duymak gerekirmiş. Şüphe duymak hatta sonuna kadar götüremeyecekler diye, kaygı duymak da mümkün ama solcular yapmadığı için değil. En azından benim böyle bir karşı çıkış nedenim yok. Yani solcular iktidara gelene kadar derin devletimiz yerinde durmalı mıydı? Bu kadar boş ve tehlikeli konuşmalar karşısında benim kanım donuyor doğrusu.
Peki bu muhalefet ne istiyor?
1- Kürt sorunu çözülmesin. Nasıl olsa bizim yirmi yaşında askere gidecek çok gencimiz var. Zaten hiçbirinin profösör olma ihtimalleri yok. Hiç olmazsa şehit oluyorlar. Kürtleri öldürmek, hiç mesele değil.
2- Ermeniler bizden özür dilesin. Ne de olsa bizi, tehcir yasası uygulayıp bir de üstüne düştükleri yollarda telef etmek zorunda kendileri bıraktı.
3- Kıbrıs maselesine gelince, ona neden karşılar ben de bilmiyorum.
4- Ergenekoncular, birkaç tanesi hariç salıverilsinler. Solcu, Kürt ve İNSAN öldürmeye devam etsinler.
5- Bütün kadınlar başlarını açsınlar. Bu mesele diğerleri kadar önemli. Solcular için de çok önemli, üstelik oynı sol İran devrimine destek vermişti, ben öyle okudum.
Biliyorum pekçok solcu yukarıdaki beş maddeye şiddetle karşı çıkacak. Hayır, diyecekler istediğimiz bunlar değil ama, kurdukları uzun ve karmaşık ve komplo teorileriyle süslü cümleleri sonucu değiştirmeyecek. Gerçekten insanların öldürülmesini istemediklerine inanıyorum ama bu bir işe yaramıyor. Sonuçta insanlar öldürülecekler, giden geri getirilmez ki. Ben sizin samimiyetinize inandım diyelim, peki siz gidenin geri gelmeyeceğini bilmiyor musunuz?
Sağcıların sırf sağcı oldukları için, evet, dediklerine siz sırf AK Partiye, ki diger hükümetlerden daha kötü asla değil, karşı olmak için vicdanlarınızı öne eğip, bütün bu ölümlere ve problemlerle boğuşan, az demokrasi çok problemli bir Türkiye’ ye evet diyorsanız, neden sakin olamıyorsunuz? Neden bir türlü derdini anlatamayan insanlar gibi, kıvranarak ve sinirli tartışıyorsunuz?
Bu sorunun cevabı uzun ve derin. Gene de başka bir yazıda cevap vermeye çalışacağım. (PK)
Online-Flyer Nr. 218 vom 07.10.2009
Druckversion
NEWS
KÖLNER KLAGEMAUER
FILMCLIP
FOTOGALERIE






















